Şişli Trans Eda’nın Hülyalı Notlarının İlanı

Şişli Trans Eda’nın Hülyalı Notlarının İlanı

Eda’nın notları yüksek sesle okunmak için yazılmadı hiç. Daha çok akşamüstleri, Şişli’nin yorgun sokaklarına bakarken aklına düşen cümlelerdi bunlar. Bazen bir otobüs durağında, bazen yarım kalmış bir kahvenin yanında… Hep biraz dalgın, hep biraz başka bir yere ait gibi.

Bu notlarda acele yok. Kimseye kendini anlatma çabası da yok. Daha çok kendine bırakılmış küçük izler var. “Bugün böyle hissettim” diye başlayan ama nasıl bittiği belli olmayan satırlar. Hülyalı çünkü net değil; duygular keskin değil, sisli.

Eda, Şişli’de yaşamanın insana öğrettiği o garip hâli iyi biliyor. Kalabalık içinde yalnız kalmayı, görünürken saklanmayı. Notlarına da bu hâl sinmiş. Ne tam mutlu ne tam hüzünlü. Daha çok arada. İnsan gibi.

İlan denmesinin sebebi de bu belki. Bir çağrı değil, bir duyuru. “Buradayım” demek gibi. Kimseye bir şey vaat etmiyor ama okuyan olursa, kendinden bir parça bulabileceğini hissediyor insan.

Bu notlar bir vitrin değil. Daha çok pencere kenarı. İçeriye biraz ışık girsin diye açık bırakılmış. Merak eden bakabilir, anlamak isteyen durabilir. Ama kimseye zorla gösterilmiyor.

Şişli Trans Eda’nın hülyalı notları, büyük cümleler kurmuyor. Küçük ama gerçek şeyler söylüyor. Ve bazen en çok da bu yüzden insanın içinde yer ediyor.

Pencere Önünde Yazılan İlk Cümle

Eda çoğu notunu pencere önünde yazıyor. Karşı binanın ışıkları yanarken, kendi ışığını kısmayı tercih ediyor. “Bugün anlatacak bir şeyim var ama anlatmayacağım” diye biten bir cümle var mesela. Not defterinde duruyor, kimse bilmiyor.

Şişli Kalabalığında Kaybolmamak

Kalabalığın ortasında yürürken not almak istemiş bir gün. Telefonuna tek kelime yazmış: “Buradayım.” Ne öncesi var, ne sonrası. Sanki kendine yoklama almış gibi.

Kahve Soğurken Gelen Düşünceler

Bir kahve bitmeden yazılmıyor Eda’nın notları. Kahve soğuyor, cümleler ısınıyor. Bazen not defterinde kahve izi kalıyor, ama o iz silinmiyor. Bilerek.

Hülya ile Gerçek Arasında

Eda’nın notları net değil. Çünkü hisleri de net değil. Bir satır umutlu, altı çizilmemiş bir satır yorgun. Hülya dediği şey tam da bu: net olmamak.

İlan Gibi Ama Çağrı Değil

“İlan” diyor ama çağırmıyor. Kapıyı açık bırakıyor sadece. Giren giriyor, çıkan çıkıyor. Notlar kimseye bir şey ispatlamıyor.

Yanlış Anlaşılan Bir Gülümseme

Bir gün sokakta gülümsemiş, sebebi yokken. Akşam defterine şunu yazmış: “Bunu da yanlış anladılar.” Altına hiçbir şey eklememiş.

Notların Gizli Sahibi

Eda yazdıklarını birine vermeyi hiç düşünmemiş. Ama kaybolursa bulan okur diye de korkmuyor. Çünkü ona göre bu notlar zaten biraz herkesin.

Bugünlük Bu Kadar

Son sayfada hep aynı cümle var: “Bugünlük bu kadar.”
Ama Eda biliyor, hiçbir gün gerçekten bu kadarla bitmiyor.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir