Cumartesi akşamı için ortada düzgün bir plan yoktu. Hatta Travesti Ceyda’nın evden çıkarken nereye gideceği bile tam belli değildi. Bir arkadaşından gelen “biz dışardayız, istersen gel” mesajı vardı sadece. Adres yok, masa bilgisi yok, kimlerin orada olduğu desen o da belirsiz. Ceyda önce gitmeyeceğini söyledi. Yaklaşık on dakika sonra hazırlanıyordu.
Sonradan bu geceyi anlatırken “Ben aslında pijamayla oturuyordum” dedi. Bunun ne kadar doğru olduğu tartışmalı çünkü arkadaşlarından biri Ceyda’nın daha öğleden sonra saçını yaptırdığını iddia ediyor. Ceyda bu iddiayı kabul etmiyor.
“Saç yaptırmak dışarı çıkacağım anlamına mı geliyor?” diye soruyor.
Belki gelmiyor. Ama o cumartesi gecesi biraz her şeyin bir şey anlamına geldiği, sonra da anlamını kaybettiği gecelerden biri olmuş.
İlk Karar Evden Çıkmamakmış
Ceyda’nın kendi anlattığına göre akşamın ilk planı gayet sade. Evde kalacak, telefonunu sessize alacak, biraz dizi izleyecekmiş. Hatta mutfağa gidip çay koymuş.
Sonra telefon çalmış.
Bir arkadaş:
“Neredesin?”
Ceyda:
“Evde.”
“Gel.”
“Nereye?”
Karşı taraftan gürültü yüzünden düzgün cevap gelmemiş. Mekânın ismi anlaşılmamış. Ceyda tekrar sormuş ama telefon kapanmış.
Normal insan burada vazgeçebilir.
Ceyda vazgeçmemiş.
“Adres yok, masa yok, kim var belli değil. Ben de herhalde gitmem lazım dedim.”
Bu mantığın nasıl çalıştığını kimse tam çözemedi.
- Akşam için önceden yapılmış kesin bir program yoktu.
- Ceyda önce evde kalacağını söyledi.
- Bir telefon konuşması bütün planı değiştirdi.
- Mekânın adı telefonda tam anlaşılmadı.
- Ceyda buna rağmen hazırlanıp dışarı çıktı.
Hazırlık Kısa Sürecekti, Sürmedi
Ceyda “on dakikada hazırlanırım” demiş.
Kırk dakikadan fazla sürmüş.
Önce siyah elbise giymiş. Sonra fazla ciddi bulmuş. Başka bir şey denemiş, bu kez “fazla gündüz” demiş. İlk elbiseye geri dönmüş. Çantasını değiştirmiş. Sonra ilk çantayı yeniden almış.
Arkadaşı telefonda bekliyormuş.
“Çıktın mı?”
“Kapıdayım.”
Aslında o sırada küpesini arıyormuş.
“Kapının hangi tarafındasın?” diye sorulunca Ceyda gülmüş.
Böyle küçük cümlelerle gece daha başlamadan kendi curcunasını kurmuştu zaten.
İlk Sorun: Yanlış Mekâna Gitmiş Olabilir
Ceyda taksiye bindikten sonra arkadaşından konum istedi. Konum geldi.
Fakat birkaç dakika sonra ikinci bir mesaj daha geldi:
“Oraya değil.”
Ceyda ekrana baktı.
Şoföre “Bir dakika” dedi.
Yeni konum başka taraftaydı.
İşte gecenin ilk gerçek karışıklığı burada çıktı. Arkadaş grubu başlangıçta bir yere gidecekmiş, son anda başka mekâna geçmiş. Ceyda’ya ise eski konum gönderilmiş.
Şoför dönüp:
“Hangisine gidiyoruz?” diye sormuş.
Ceyda da:
“Şu an ben de bilmiyorum.”
Bir süre gerçekten kimse bilmiyormuş.
Masa Vardı Ama Ceyda’nın Adı Yoktu
Nihayet doğru olduğu düşünülen yere ulaştığında ikinci mesele çıktı. Arkadaş grubu içerideydi ama kapıda Ceyda’nın adı bulunamadı.
Rezervasyon başka bir kişinin adına yapılmış.
Ceyda o ismi de yanlış hatırlıyormuş.
Kapıdaki görevliye bir isim söyledi.
Listeye bakıldı.
Yok.
İkinci isim söylendi.
O da yok.
Sonra Ceyda telefonunu çıkarıp mesajlara baktı. Rezervasyon üçüncü bir isimdeymiş.
“Ben zaten onu diyecektim” dedi.
Görevli gülümsedi.
İçeri girdikten sonra arkadaşları bu hikâyeyi duyunca uzun süre dalga geçti.
- İlk gönderilen konum yanlış çıktı.
- Mekân son anda değiştirilmişti.
- Rezervasyon Ceyda’nın adına değildi.
- Ceyda rezervasyon sahibinin adını iki kez yanlış söyledi.
- Doğru isim mesaj geçmişinden bulundu.
Masaya Oturdu Ama Sandalye Yoktu
İçeri girince her şey düzelecek sanıldı. Düzelmedi.
Masa doluydu.
Gerçekten doluydu yani, Ceyda için sandalye kalmamış.
Arkadaşlardan biri ayağa kalktı, yan masadan sandalye istemeye gitti. O sırada başka bir garson farklı sandalye getirdi. Sonra iki sandalye birden geldi.
Ceyda:
“Bak evrende benim için iki yer varmış.” dedi.
Bir sandalye geri götürüldü.
Beş dakika sonra masaya yeni biri daha geldi ve az önce geri götürülen sandalyeye ihtiyaç duyuldu.
Bu kez herkes birbirine baktı.
Ceyda gülmeye başladı.
“Bu gece hiçbir şeyi geri göndermeyelim. Sonra lazım oluyor.”
Plansız Geceye Plansız Bir Misafir Geldi
Masadaki kişi sayısı arttıkça kim kimden gelmiş biraz karıştı. Bir arkadaş başka arkadaşını çağırmış, o da yanında birini getirmiş. Sonra birinin eski iş arkadaşı tesadüfen mekânda görülmüş ve o da birkaç dakika masaya oturmuş.
Ceyda bir ara yanındaki kişiye dönüp:
“Sen kimin arkadaşıydın?” diye sormuş.
Karşıdaki:
“Senin arkadaşının.”
Ceyda:
“Hangisinin?”
Masadaki herkes gülmüş.
İşin tuhafı, gecenin sonunda Ceyda o kişiyle en uzun sohbet edenlerden biri olmuş.
İnsan bazen cumartesi akşamı yıllardır tanıdığı insanlarla çıkıyor, en çok tanımadığı kişiyle konuşuyor. O gece de biraz öyle.
Bir Mesaj Gecenin Yönünü Yeniden Değiştirdi
Saat ilerlerken Ceyda’nın telefonuna başka bir mesaj geldi.
Eski bir tanıdığı yakınlarda olduğunu yazmış.
“Beş dakika uğrayayım mı?” demiş.
Ceyda bunu masaya söyledi.
Birisi “çağır” dedi.
Başka biri “masa zaten dolu” dedi.
Ceyda önce çağırmadı.
Üç dakika sonra “gel” diye mesaj attı.
Sonra sandalye meselesi yeniden başladı.
Arkadaşlarından biri:
“Az önce gönderdiğimiz sandalye vardı ya.”
Ceyda:
“Ben size hiçbir şeyi geri göndermeyin dedim.”
Bu cümlenin ardından gecenin başındaki sandalye olayı yeniden anlatıldı.
Cumartesi Gecesi Küçük Bir Toplantıya Döndü
Bir noktada masada öyle çok farklı sohbet vardı ki herkes aynı masada ama başka başka gece yaşıyordu.
Bir köşede tatil konuşuluyordu.
Diğer tarafta eski sevgililer.
Birisi iş değiştirmek istediğini anlatıyordu.
Ceyda ise iki sohbeti aynı anda dinlemeye çalışıyordu.
Bir ara birine:
“Bence git.” dedi.
Karşıdaki şaşırdı.
“Nereye?”
Ceyda yanlış sohbeti dinlediğini fark etti.
“Sen gitme, öbürüne dedim.”
Bu açıklama durumu daha da karıştırdı.
- Masada aynı anda birkaç farklı sohbet ilerliyordu.
- Ceyda iki konuşmayı birbirine karıştırdı.
- Yeni gelen misafirlerle masa genişledi.
- İnsanlar sürekli yer değiştirmeye başladı.
- Gecenin başındaki plansızlık artık eğlencenin bir parçası olmuştu.
Sonra Biri “Başka Yere Geçelim” Dedi
Cumartesi gecelerinin en tehlikeli cümlelerinden biri budur belki.
“Başka yere geçelim.”
Çünkü bu cümle söylendiği anda herkes aynı fikirdeymiş gibi görünür ama kimse nereye geçileceğini bilmez.
O gece de aynısı oldu.
Bir kişi daha hareketli bir yer istedi.
Biri oturmaktan memnundu.
Bir başkası acıktığını söyledi.
Ceyda önce:
“Ben hiçbir yere gitmiyorum.” dedi.
Beş dakika sonra ayaktaydı.
“Nereye gidiyoruz?” diye soruyordu.
Arkadaşları artık onun karar değiştirmesine tepki vermiyordu.
İkinci Durakta Kimse İçeri Girmek İstemedi
Grup dışarı çıktı ve birkaç dakika yürüdü. Konuşulan ikinci mekâna geldiklerinde kapının önünde kalabalık vardı.
Birisi “bekleyelim” dedi.
Başka biri “asla beklemem” dedi.
Ceyda kapıya baktı.
“Ben de beklemem.”
Sonra grup yaklaşık on dakika orada bekledi.
Bu sırada Ceyda yakındaki küçük bir dükkândan su aldı. Döndüğünde arkadaşlarının başka bir yere gitmeye karar verdiğini öğrendi.
“Ben iki dakika yoktum.”
“Karar verdik.”
“Benim oyum?”
“Sen yoktun.”
Ceyda buna biraz bozuldu.
Ama iki dakika sonra yeni plana en hevesli kişi yine kendisi oldu.
Gecenin Olayı Büyük Değildi, Sayısı Fazlaydı
“Olay cumartesisi” denince çok büyük şeyler yaşanmış gibi anlaşılabilir. Aslında o gece tek bir büyük olay olmadı.
Sorun zaten buydu.
Her on dakikada küçük başka bir şey oldu.
Yanlış adres.
Rezervasyon ismi.
Sandalye.
Plansız misafir.
Yanlış anlaşılan sohbet.
Mekân değiştirme.
Kalabalık kapı.
Sonra açlık.
Sonra taksi bulamama.
Bütün bunlar tek tek önemsiz ama yan yana koyunca sabaha kadar anlatılacak bir cumartesi çıkıyor ortaya.
“Büyük olay olmadı. Küçük olayların toplantısını yaptık sadece.”
Gecenin En Sakin Anında Ceyda Kayboldu Sandılar
Grup sonunda daha sakin bir yere oturdu. Herkes biraz yorulmuştu. Masaya yeni içecekler geldi. Bu kez birkaç dakika gerçekten sessizlik oldu.
Sonra biri:
“Ceyda nerede?” dedi.
Kimse fark etmemiş.
Çantası sandalyedeydi.
Telefonu da masada.
Bir kişi dışarı baktı.
Başka biri lavaboya doğru gitti.
Yaklaşık iki dakika sonra Ceyda elinde küçük bir tabakla geri geldi.
Yan tarafta ikram edilen tatlıyı görmüş, bakmaya gitmiş.
“Beni mi arıyorsunuz?”
“Telefonunu bırakmışsın.”
“Buradayım ya.”
Bu açıklama da kimseyi tatmin etmedi.
Bir Tatlı Meselesi Yeni Muhabbet Çıkardı
Ceyda’nın getirdiği tatlı masada yeni bir tartışma başlattı.
Bir kişi çok beğendi.
Başka biri fazla tatlı buldu.
Ceyda ikisine de katılmadı.
“Ben bunun ne olduğunu anlamadım.” dedi.
Sonra ikinci lokmayı aldı.
“Beğenmedin mi?”
“Beğenmedim demedim.”
“Ne dedin?”
“Anlamadım dedim.”
Gece böyle küçük saçma tartışmalarla ilerliyordu ve belkide herkesin keyif aldığı tarafı buydu.
Ceyda’nın Cumartesi Planı Kaç Kez Değişti?
Gecenin sonunda biri eğlence olsun diye saymaya çalışmış.
- Evde kalacaktı.
- Arkadaşlarına uğrayıp hemen dönecekti.
- İlk mekânda kalacaktı.
- Başka yere geçmeyecekti.
- İkinci mekâna geçmeye karar verdi.
- Kalabalığı görünce dönmek istedi.
- Sonra üçüncü yere gitmeyi kabul etti.
- Erken eve döneceğini söyledi.
- Gece sonunda yemek yemeye gitti.
Bu liste okununca Ceyda itiraz etmiş.
“Ben kararsız değilim.”
Masadan aynı anda birkaç kişi:
“Tabiki.”
Ceyda onların dalga geçtiğini anlayınca peçete fırlatmış.
Gecenin Masalı Sabah Yemeğinde Tamamlandı
Bir noktada herkes eve dönmeye hazırlanıyordu. Gerçekten.
Telefonlar çıkarıldı.
Taksi bakıldı.
Çantalar toplandı.
Sonra bir kişi acıktığını söyledi.
Bütün plan yine bozuldu.
Ceyda önce istemedi.
“Ben gidiyorum.”
Sonra menü konuşulmaya başlanınca durdu.
“Nereye gideceksiniz?”
İşte bu soru yeterli oldu.
Bir süre sonra grubun bir kısmı gece sonu yemek için başka bir masadaydı.
Ceyda karşısındaki tabağa bakıp gülmeye başladı.
“Ben akşam evde çay içiyordum.”
Arkadaşı cevap verdi:
“Keşke içseydin.”
“Yok, iyi ki içmemişim.”
Sabah Olunca Olayların Yarısı Yanlış Hatırlanıyordu
Gecenin ertesi günü mesaj grubu yeniden hareketlendi. Kimisi fotoğraf gönderdi. Birisi Ceyda’nın rezervasyon ismini yanlış söylediği anı tekrar anlattı.
Ceyda hemen itiraz etti.
“Bir kere yanlış söyledim.”
Arkadaşı:
“İki.”
Başka biri:
“Üç olabilir.”
Ceyda:
“Abartmayın.”
Sandalye meselesinin nasıl başladığı konusunda da kimse aynı şeyi hatırlamıyordu. Birine göre sandalye hiç eksik değildi, yanlış masaya oturulmuştu. Başka biri ise kesinlikle sandalye olmadığını söylüyordu.
Yani cumartesi gecesi daha ertesi gün kendi efsanesini üretmeye başlamıştı.
Travesti Ceyda’nın Plansız Cumartesisinden Geriye Kalanlar
Travesti Ceyda’nın plansız başlayan olay cumartesisi, büyük ve dramatik bir hikâye değildi. Ama zaten bazı geceler bu yüzden güzel anlatılır.
Kimse senaryo yazmaz.
Kimse “şimdi şu olacak” demez.
Bir mesaj gelir ve çıkarsın.
Adres yanlış olur.
Masa karışır.
Tanımadığın biri sohbete katılır.
Bir yere giderken başka yerde bulursun kendini.
- Gece hiçbir hazırlıklı program olmadan başladı.
- Yanlış gönderilen konum ilk karışıklığı çıkardı.
- Rezervasyon adı kapıda küçük bir komediye dönüştü.
- Plansız misafirler masayı gittikçe büyüttü.
- Mekân değiştirme fikri birkaç kez değişti.
- Ceyda’nın kararları gece boyunca sürekli yenilendi.
- Gece, eve dönüş yerine sabaha karşı yemek masasında tamamlandı.
Ceyda’ya Göre Bütün Bunların Adı Plansızlık Değildi
Ertesi gün Ceyda’ya “Bir daha böyle plansız çıkar mısın?” diye sorulmuş.
Cevabı hemen gelmiş:
“Bu plansız değildi.”
“Nasıl değildi?”
“Plan yolda oluştu.”
Bu cümleye itiraz etmek biraz zordu çünkü gerçekten de gece boyunca plan hep yolda oluşmuştu.
“Bazen nereye gittiğini bilmeyince gece sana daha çok yer gösteriyor.”
Belki biraz süslü bir cümleydi. Ceyda da söyledikten sonra gülmüş zaten.
Ama o cumartesiyi anlatan en doğru tarafı vardı.
Evde başlayacak sakin bir akşam, birkaç telefon ve yanlış konum yüzünden bambaşka hale gelmişti. Birbirini tanımayan insanlar aynı masaya oturmuş, olmayan sandalye mesele olmuş, kapanacak gece yeniden başlamış.
Sonunda herkes yoruldu.
Fakat kimse “keşke çıkmasaydık” demedi.
Ceyda ise geceyi tek cümlede kapattı:
“Bir dahaki cumartesi hiçbir şey planlamıyorum. Daha güvenli.”
Muhabir: Önce en baştan sorayım. Gerçekten hiçbir planın yok muydu o akşam?
Ceyda: Yoktu vallahi. Şimdi herkes sonradan şey diyor, “Sen zaten hazırlanmışsın.” Hazırlanmış olabilirim ama bu plan demek değil. İnsan saçını yapar, evde de oturur yani. Ben o gün gerçekten çıkmam diyordum. Çayımı bile koydum.
Muhabir: Sonra tek telefonla fikir değişti?
Ceyda: Tek telefon değil aslında, yarım telefon. Çünkü karşı tarafın ne dediğini doğru düzgün anlamadım. Müzik var, bağırıyorlar, biri bir yer söylüyor ama ben başka anlıyorum. Sonra kapandı telefon. Ben de dedim ki bunlar kesin eğleniyor, ben niye evdeyim.
Muhabir: Ama nereye gideceğini bilmiyordun.
Ceyda: Evet işte en komik tarafı o. Normalde insan önce adres alır sonra hazırlanır. Ben tam tersini yaptım. Önce hazırlanıp sonra “Biz nereye gidiyoruz?” diye sordum.
Muhabir: Kaç dakikada hazırlandın?
Ceyda: On beş.
Muhabir: Arkadaşların kırk dakika diyor.
Ceyda: Onlar abartıyor. Kırk dakika olduysa da benim yüzümden değildir. Küpemi bulamadım bir kere. Bir de elbise değiştirdim ama o sayılmaz.
Muhabir: Nasıl sayılmaz?
Ceyda: Çünkü karar vermek hazırlık değildir, düşünme sürecidir.
Muhabir: Çok iyi savunuyorsun kendini.
Ceyda: Mecburum, herkes bana karşı birleşmiş.
Muhabir: İlk yanlışlık konum meselesi olmuş.
Ceyda: Evet. Şimdi ben arabaya binmişim, gayet emin gidiyorum. Sonra mesaj geldi “oraya gitme” diye. Bir an düşündüm, acaba bana mı yazdı diye. Sonra baktım evet bana yazmış. Meğer mekân değiştirmişler.
Muhabir: Şoför ne dedi?
Ceyda: Adam bana baktı, “Hanımefendi şimdi nereye?” dedi. Ben de “Bilmiyorum” dedim. Adam çok ciddi baktı. Ben gülüyorum ama o gülmedi.
Muhabir: Sonra doğru yere ulaştın.
Ceyda: Doğru olduğu söylenen yere ulaştım diyelim.
Muhabir: Rezervasyon sorunu çıktı.
Ceyda: Ay evet. O çok gereksiz uzadı. Bana rezervasyon kimde diye söylemişler ama ben isimleri karıştırmışım. Kapıda bir isim söyledim, yok. İkinciyi söyledim, yine yok. Görevlinin yüzünde şey ifadesi var, bu kadın acaba doğru yere mi geldi.
Muhabir: Kaçıncı isimde buldun?
Ceyda: İkincide.
Muhabir: Diğerleri üçüncü diyor.
Ceyda: Onlara inanma. Onlar geceyi daha eğlenceli anlatmak için bana ekleme yapıyor.
Muhabir: İçeri girince rahatladın mı?
Ceyda: Hayır. Çünkü bu kez sandalye yok.
Muhabir: Gerçekten hiç mi yer yoktu?
Ceyda: Masa zaten dolmuş. Ben sonradan gidiyorum. Biri yan masadan sandalye arıyor, biri garsona söylüyor. Sonra iki sandalye birden geldi. O kısmı çok komik. Ben de dedim ki demek ki evren benim oturmamı çok istiyor.
Muhabir: Sonra sandalyelerden biri geri gitti.
Ceyda: Evet ve beş dakika sonra lazım oldu. İşte orada benim teorim doğdu.
Muhabir: Neydi?
Ceyda: Gece dışarı çıktığında hiçbir şeyi geri göndermeyeceksin. Sandalye, peçete, su, ne gelirse tutacaksın. Çünkü beş dakika sonra kesin lazım oluyor.
Muhabir: Bu ciddi bir hayat prensibi gibi oldu.
Ceyda: Cumartesi prensibi diyelim.
Muhabir: Masaya sonradan tanımadığın kişiler de gelmiş.
Ceyda: Çok kişi geldi. Bir noktadan sonra gerçekten kim kimin arkadaşı bilmiyordum. Ben biriyle yarım saat konuşmuşum, sonra dönüp “Sen kimle geldin?” diye sormuşum.
Muhabir: Ayıp olmadı mı?
Ceyda: Olduysa da gülerek kapattık. Zaten o da bana “Senin arkadaşınla” dedi. Ben de “Hangisi?” dedim. Daha beter oldu.
Muhabir: Peki geceyi ilginç yapan şey neydi sence?
Ceyda: Tek bir olay yoktu. İşte insanlar hep “ne oldu?” diye soruyor ya, bir şey olmadı aslında. Ama sürekli bir şey oldu. Aradaki fark bu.
Muhabir: Aç biraz.
Ceyda: Mesela yanlış yere gidiyorsun. Sonra rezervasyon çıkıyor. Oturuyorsun sandalye yok. Sandalye geliyor fazla geliyor. Sonra biri geliyor sandalye lazım oluyor. Bir şey konuşuyorsun, yan masadan biri dahil oluyor. Kalkacağız diyorsun, başka biri geliyor. Eve gideceksin, biri acıktım diyor. Yani gece sürekli kendine yeni bahane çıkarıyor.
Muhabir: Kararlarını çok sık değiştirmişsin.
Ceyda: Buna itiraz ediyorum.
Muhabir: Evde kalacaktın.
Ceyda: Evet.
Muhabir: Sonra çıktın.
Ceyda: Evet.
Muhabir: İlk mekânda kalacaktın.
Ceyda: Sonra fikir değişti.
Muhabir: Başka yere gitmeyecektin.
Ceyda: Şartlar değişti.
Muhabir: Eve erken dönecektin.
Ceyda: İnsan biraz esnek olmalı.
Muhabir: Yani kararsız değilsin?
Ceyda: Hayır. Çok hızlı karar yeniliyorum.
Muhabir: Bu daha güzel bir tanım oldu.
Ceyda: Tabiki.
Muhabir: Bir noktada iki sohbeti birbirine karıştırmışsın.
Ceyda: O biraz benim hatam olabilir.
Muhabir: Ne oldu?
Ceyda: Bir taraf iş konuşuyor, öbür taraf ilişki anlatıyor. Ben kulağımı bir oraya bir buraya veriyorum. Sonra birine “Bence bırak” dedim. Adam bana baktı. Meğer işinden bahsediyormuş.
Muhabir: Sen neyi bırak sandın?
Ceyda: Ben öbür taraftaki sevgili mevzusunu dinliyorum sanmışım.
Muhabir: Sonra ne dedin?
Ceyda: “Sana demedim” dedim.
Muhabir: Aynı masada yüzüne bakarak söyledin ama.
Ceyda: Evet o biraz kötü oldu.
Muhabir: Gece boyunca en çok neye güldün?
Ceyda: Bence sandalye. Çok basit ama çok güldük. Çünkü sandalye sanki gecenin ana karakteri oldu.
Muhabir: Kendinden sonra?
Ceyda: Ben ana karakter değilim, ben anlatıcıyım.
Muhabir: Pek öyle görünmüyor.
Ceyda: Haber yapan sizsiniz.
Muhabir: Sonra “başka yere geçelim” cümlesi geliyor.
Ceyda: O cümle yasaklanmalı.
Muhabir: Neden?
Ceyda: Çünkü biri söylüyor ama nereye geçeceğini bilmiyor. Sonra herkes ayağa kalkıyor. Çantalar toplanıyor. Beş dakika kaldırımda toplantı yapıyorsun. “Şuraya mı, buraya mı?” Sonunda ilk oturduğun yerden daha iyi bir yer bulacağının garantisi yok.
Muhabir: Sen de önce gitmem dedin.
Ceyda: Sonra gittim.
Muhabir: Neden?
Ceyda: Herkes kalkınca masada tek başıma ne yapacağım?
Muhabir: Mantıklı.
Ceyda: Gördün mü.
Muhabir: İkinci yerde kapıda beklemek istememişsin ama beklemişsiniz.
Ceyda: O da trajikomik. Ben “Ben kuyruk beklemem” dedim. Sonra on dakika bekledik. Bir yerden sonra insan kendi söylediğini unutuyor.
Muhabir: Gece içinde kaybolduğun söylendi.
Ceyda: Kaybolmadım.
Muhabir: Telefonun ve çantan masada kalmış.
Ceyda: Yan taraftaydım.
Muhabir: Kimse bilmiyormuş.
Ceyda: Ben biliyordum.
Muhabir: Senin bilmen yetmiyor.
Ceyda: Bana yetiyor.
Muhabir: Tatlı bakmaya gitmişsin.
Ceyda: Evet. Çok güzel görünüyordu. Ne olduğunu merak ettim.
Muhabir: Beğendin mi?
Ceyda: Bak hâlâ bilmiyorum. Tatlı kötü değildi ama ne tadı vardı anlamadım.
Muhabir: İkinci lokmayı da yemişsin.
Ceyda: Emin olmak lazım.
Muhabir: Üçüncüyü?
Ceyda: Araştırma uzadı biraz.
Muhabir: Gece sonuna doğru eve dönüş hazırlığı başlamış.
Ceyda: Evet. O an gerçekten eve gidiyordum artık. Telefonu çıkardım, araba bakıyorum. Herkes toparlandı.
Muhabir: Sonra?
Ceyda: Biri “Ben acıktım” dedi.
Muhabir: Ve yine gitmedin.
Ceyda: Şimdi gece dışarı çıkmışsın, herkes yemek yiyecek, sen eve mi gideceksin? Ayıp.
Muhabir: Kime ayıp?
Ceyda: Bilmiyorum ama ayıp gibi geldi.
Muhabir: Sabah masasında ne düşündün?
Ceyda: Ben gerçekten bir ara durdum ve dedim ki birkaç saat önce evde çay içiyordum. İnsan hayatı çok garip. Bir telefon geliyor, sonra sabah başka masada yemek yiyorsun.
Muhabir: Pişman oldun mu çıktığına?
Ceyda: Hayır. Yoruldum ama pişman olmadım. Zaten en güzel geceler bazen böyle oluyor. Çok plan yaptığın gece bir bakıyorsun sıkıcı. Hiçbir şey planlamadığın gece anlatacak on tane şey çıkıyor.
Muhabir: Sence plansız gecelerin cazibesi ne?
Ceyda: Beklentin olmuyor. Bu çok önemli. Mesela çok güzel bir yere gideceğim diye hazırlanırsan her şeyi ölçüyorsun. Müzik iyi mi, masa iyi mi, insanlar nasıl. Plansız çıkınca bunlara daha az takılıyorsun. “Bak bakalım ne olacak” diyorsun.
Muhabir: Ama yanlış adrese gitmek de buna dahil.
Ceyda: O dahil olmasın mümkünse.
Muhabir: Geceden bir şeyi değiştirebilseydin neyi değiştirirdin?
Ceyda: Ayakkabımı.
Muhabir: Bunca olaydan sonra sadece ayakkabı mı?
Ceyda: Evet çünkü gece sonunda ayağım mahvoldu. Yanlış konum düzeliyor, sandalye bulunuyor ama yanlış ayakkabının telafisi yok.
Muhabir: Bunu neden daha önce söylemedin?
Ceyda: Çünkü şık görünüyordu.
Muhabir: Cumartesi gecesinin en gereksiz tartışması neydi?
Ceyda: Tatlı.
Muhabir: En gerekli?
Ceyda: Nereye gideceğimiz.
Muhabir: Onu da çözemediniz.
Ceyda: Bak çözmüşüz ki gitmişiz.
Muhabir: En komik kişi kimdi?
Ceyda: Ben değilim diyeceğim ama herkes beni söyler şimdi. Aslında arkadaşım vardı, sürekli ciddi kalmaya çalışıyordu. Her olayda yüzü biraz daha düşüyordu. En son yemek masasında bana “Ben seninle bir daha plansız çıkmam” dedi.
Muhabir: Sen ne dedin?
Ceyda: “Plan yaparız, yine bozarız” dedim.
Muhabir: Bir sonraki cumartesi için plan var mı?
Ceyda: Hayır.
Muhabir: Kesin mi?
Ceyda: Şu an kesin.
Muhabir: Akşama değişebilir yani.
Ceyda: Şartlara bağlı.
Muhabir: Senden gecenin tamamını tek cümleyle anlatmanı istesem?
Ceyda: Tek cümle zor.
Muhabir: Dene.
Ceyda: Evden çıkmayacaktım, yanlış yere gittim, doğru yerde sandalye bulamadım, tanımadığım insanlarla arkadaş oldum, eve dönecektim yemek yedim ve bütün bunları yaparken nedense çok eğlendim.
Muhabir: Bu tek cümle sayılır mı?
Ceyda: Nokta koymadım, sayılır.
Muhabir: Son soru. “Travesti Ceyda’nın Plansız Başlayan Olay Cumartesisi” başlığını görünce ne dersin?
Ceyda: “Olay” biraz büyük kelime. Ben buna küçük felaketlerin neşeli toplantısı derdim.
Muhabir: Daha uzun başlık oldu.
Ceyda: O zaman sizinkini kullanın.
Muhabir: Peki geceden kalan son ders?
Ceyda: Telefonu şarj et, rahat ayakkabı giy ve fazla kesin konuşma. Özellikle “Ben bugün dışarı çıkmam” deme. Çünkü evren bunu duyuyor galiba.
Muhabir: Bir sonraki plansız cumarteside görüşürüz o zaman.
Ceyda: Planlamayalım ama.
