Moda bazı saatlerde kendini tamamen başka gösteriyor. Gündüz kalabalığı çekiliyor, kahve masaları biraz seyrekleşiyor, sokaklar sessizleşecek sanıyorsun ama tam tersine başka bir hareket başlıyor. Travesti Selin ile Moda’nın en mahmur saatinde curcuna tam böyle bir geceye denk geldi. Ne çok planlıydı ne de tamamen rastgele. Biraz yürüyelim dedik, biraz otururuz dedik, sonra müzik çıktı karşıya, başka bir yerde kalabalık vardı, derken gece kendi kafasına göre uzadı gitti.
Selin “mahmur saat” lafını başta hiç sevmedi.
“Ben mahmur değilim, daha yeni makyaj yaptım.” dedi.
Kelimenin sadece uykulu görünmek anlamına gelmediğini anlatmaya çalıştım. Gecenin geç vakti, biraz ağırlaşmış, biraz dalgın, biraz uykuyla uyanıklık arası bir şehir hali.
“He tamam, o zaman Moda mahmur olabilir. Ben değilim.”
Bu ayrımı gece boyunca birkaç kez daha yaptı.
“Moda gece sakin gibi duruyor ama iki sokak sonra bir bakıyorsun curcuna. Ben zaten o geçişi seviyorum. Bir yerde sessizlik, bir yerde kahkaha, öbür tarafta müzik.”
Mahmur Moda ile Curcunalı Moda Aynı Sokakta Buluşuyor
Moda’nın gece hali biraz kararsız gerçekten. Bir sokakta insanlar sakin sakin oturmuş konuşuyor. İki dakika yürüyorsun, başka bir köşede yüksek sesli bir grup kahkaha atıyor. Bir yerde gitar sesi, başka yerde bardak sesleri. Gece tek ritimde gitmiyor.
Selin bunu seviyor.
“Tek tip gece sıkıcı.” diyor.
Ona göre iyi bir gece biraz da değişken olmalı. Başlangıç sakin olabilir, ortası hareketlenebilir, sonra tekrar düşebilir.
“Sürekli curcuna da yoruyor.”
Ama başlıkta curcuna var dedim.
“Başlık başka, tansiyon başka.”
Bu cümleyi anlamadım ama yazdım.
- Bir kaç sokakta farklı atmosfer görmek,
- çok büyük mekanlara girmeden de geceyi yaşayabilmek,
- oturup sohbet edilecek sakin köşeler bulmak,
- yürürken müzik veya küçük bir etkinliğe denk gelmek,
- kalabalıktan sıkılınca daha sessiz bir sokağa geçebilmek,
- ve geceyi tek bir mekana bağlamamak.
Travesti Selin’in Geceye Hazırlığı Fazla Planlı Değilmiş
Selin’in üstünde siyah bir ceket, altında hafif parlak koyu renk pantolon ve dikkat çeken metalik bir çanta vardı. Makyajı belirgindi ama gece kulübü makyajı kadar ağır değildi.
“Bugün ne kadar sürede hazırlandın?” diye sordum.
“Bir saat.”
Sonra konuşunca bir buçuk saate çıktı.
“Saç dahil değil.” dedi.
Saç niye dahil değil?
“Çünkü onu önceden yaptım.”
Hazırlık süresinin muhasebesi yine kişisel.
Moda gecesi için özellikle rahat ayakkabı seçmiş. Geçmişte burada uzun yürüyüp pişman olmuş.
“Moda sana haritada yakın gösteriyor ama yürüyünce karakter değişiyor.” dedi.
Bunu biraz abartılı buldum.
Yaklaşık iki saat sonra aynı fikirdeydim.
“Gece dışarı çıkarken ayakkabı küçümseniyor. Sonra saat iki oluyor, sen artık müzik değil tabanını düşünüyorsun.”
Selin’in Gece Stilinde Küçük Ama Değişmeyen Şeyler
Selin her gece aynı görünmek istemiyor. Bazen daha sade, bazen daha dikkat çekici giyiniyor. Fakat bazı şeyler sabitmiş.
- Küçük ama dikkat çeken bir çanta,
- ışıkta daha güzel duran bir aksesuar,
- uzun yürümeye uygun ayakkabı,
- gece ilerleyince dağılmayacak saç,
- ve çantaya sığacak küçük parfüm.
Parfüm konusunda fazla kullanmayı sevmiyor.
“Moda’da herkes başka koku sürmüş zaten, birde ben ortamı kapatmayayım.”
“Birde”yi ayrı yazmam gerektiğini söyledim.
“Yazıda düzeltirsin.”
Düzeltmedim.
İlk Curcuna Bir Sokak Köşesinde Başladı
Gece başında sessiz yürüyüş planı vardı. Yaklaşık yirmi dakika sonra plan bitti.
Bir sokak köşesinde küçük bir kalabalık gördük. Önce bir arkadaş grubunun kendi arasında eğlendiğini düşündük. Sonra müzik duyuldu. Küçük bir canlı performans varmış.
Selin hemen durdu.
“Bak buna denk gelmek güzel.”
Programda yoktu.
Zaten programda hiçbir şey yoktu.
İki müzisyen çalıyor, insanlar çevrede durmuş. Kimi dinliyor, kimi video çekiyor, biri köpeğini susturmaya çalışıyor. Arada motor geçiyor ve ses tamamen kayboluyor.
Selin kusurlu etkinlikleri sevdiğini söylüyor.
“Her şeyin çok profesyonel olması gerekmiyor.”
Bir şarkıda mikrofon cızırdadı.
Selin güldü.
“Bak insan gibi.”
Bu cümle çok yerindeydi.
- Ne olacağını tam bilmemek,
- performansın fazla steril olmaması,
- insanlarla sahne arasındaki mesafenin kısa olması,
- kalabalığın devasa olmaması,
- istediğin zaman durup istediğin zaman devam edebilmek.
Curcuna Selin’e Göre Gürültü Demek Değil
Başlıktaki curcuna kelimesini Selin farklı anlıyor.
Sadece yüksek ses değil.
Bir anda bir kaç şeyin aynı anda olması.
Müzik.
İnsan.
Birinin birini çağırması.
Masadan kahkaha.
Sokaktan geçen motor.
Bir başka köşeden gelen başka müzik.
“Sesler birbirine giriyor ama rahatsız etmiyorsa curcuna güzel.” diyor.
“Curcuna bence kaos değil. Tatlı bir karışıklık. Herkes kendi şeyini yapıyor ama gece bütününü oluşturuyor.”
Moda’nın Mahmur Saatleri Ne Zaman Başlıyor?
Bunu kesin saatle söylemek zor.
Selin’e göre gece bir buçuk ikiden sonra.
Çünkü ilk kalabalık biraz azalıyor. Mekanlar hala açık ama insanların hali değişiyor. İlk saatlerdeki enerji biraz düşüyor, daha uzun sohbetler başlıyor.
“İnsanlar daha az poz veriyor.” dedi.
Ne demek?
“Gece sekizde herkes yeni hazırlanmış. Saat iki de saç biraz gitmiş, makyaj biraz gitmiş, insan artık gerçekten oturuyor.”
Bu biraz önceki Işıl hikayesine benzese de Selin başka yerden yaklaşıyor.
Ona göre mahmurluk yorgunluk değil sadece.
Şehrin temposunun düşmesi.
Biraz ağırlaşması.
Daha yavaş konuşulan bir saat.
Travesti Selin Moda’da Gece Yürümeyi Neden Seviyor?
Selin’in en sevdiği şeylerden biri mekanlar arasında yürümek.
“Geceyi sadece içeride geçirince şehir nerede?” diye soruyor.
Özellikle Moda gibi yürünebilecek semtlerde mekanın kendisi kadar aradaki sokaklarda gecenin parçası ona göre.
Bir yerde duruyoruz.
Duvara yaslanmış iki kişi uzun uzun konuşuyor.
Başka tarafta bisiklet geçen biri.
Bir apartmanın penceresinden televizyon ışığı geliyor.
Yanımızdan kahve taşıyan genç bir grup geçiyor.
Selin:
“Bak hepsi ayrı gece.”
Bu tarz cümleleri seviyor.
Ben de yazıyorum.
“Moda’da yürürken sadece dışarı çıkan insanları görmüyorsun. Evine döneni, işe gideni, köpeğini gezdireni görüyorsun. Gece hayatı bazen o karışımın kendisi.”
Travesti Gece Hayatı Klişesine Selin’in Küçük Bir İtirazı Var
Travesti gece hayatı denince hep aynı görüntülerin kullanılması Selin’i biraz sıkıyor.
Yüksek topuk.
Disko ışığı.
Gece kulübü.
Sabaha kadar dans.
“Ben geçen hafta gece çıkıp hamburger yedim, sonra yürüyüp eve gittim. O gece hayatı değil mi?” dedi.
Tabi ki.
Selin’e göre gece hayatı insanın o gün ne istediğine göre değişiyor.
- Bazen canlı müzik dinlemek,
- bazen kalabalıkta dans etmek,
- bazen Moda sokaklarında yürümek,
- bazen arkadaşla uzun uzun konuşmak,
- bazen geç saatte yemek yemek,
- bazen de hiçbir şey yapmadan deniz tarafında biraz oturmak.
“Her travesti aynı eğlenceyi seviyormuş gibi yazılması saçma zaten.”
Bu konuda çok net.
Bir Mekana Girdik Ama Müzikten Çok İnsanları Dinledik
Gece biraz ilerleyince küçük bir yere oturduk.
Müzik var ama konuşmaya engel değil.
Selin böyle yerleri seviyor.
“Biriyle çıkıp bağırarak konuşacaksam evde kalırım.” dedi.
Masaya oturur oturmaz çevreden bir sürü ses geliyor.
Yan masadaki grup doğum günü konuşuyor.
Bir başka masada biri işinden şikayet ediyor.
Arkada birileri müziğe eşlik ediyor.
Selin bütün bunların geceye ait doğal ses olduğunu düşünüyor.
“Sessizlik istemiyorum ama kendi sesimi de duyayım.”
- Müzik iyi olsun ama konuşmayı tamamen öldürmesin,
- masa dip dibe olmasın,
- çalışanlar rahat ve saygılı olsun,
- mekan çok kasıntı olmasın,
- gece ilerledikçe insanı kaçıracak kadar havasız olmasın,
- ve çıkınca biraz yürünecek bir çevresi olsun.
Selin İnsanların Mekan Seçerken Fazla Fotoğrafa Baktığını Düşünüyor
Bu da sosyal medya meselesine bağlandı.
İnsanlar bazen bir mekanın fotoğrafta güzel görünmesine fazla önem veriyormuş.
“Sandalye rahat mı bilen yok.”
Güldüm.
Ama haklı.
Selin için fotojenik mekan güzel olabilir ama gece boyunca rahatsız oturuyorsa hiçbir anlamı yok.
Bir yeri seçerken artık yorumlara da bakıyor.
Fakat puanı tek başına ciddiye almıyor.
“Biri garson beş dakika geç geldi diye bir yıldız veriyor. Onuda okuyorsun tabi.”
İnternetteki yorum kültürüne biraz mesafeli.
“Fotoğrafta güzel mekan başka, içinde güzel vakit geçirilen mekan başka. Bazen çok sıradan bir masa daha iyi gece çıkarıyor.”
Gece 01.40 Civarında Curcuna Seviyesi Arttı
Saat ilerledikçe mekanda insan sayısı biraz arttı.
Bir doğum günü grubu geldi.
Müzik biraz yükseldi.
Yan tarafta bir masa kalktı, yerine başka grup oturdu.
Selin:
“İşte başlıktaki curcuna geldi.”
Bir süre sonra insanlar ayakta konuşmaya başladı.
Birileri dans ediyor ama tam dans pisti yok.
Bu tür mekanlarda herkes bir şekilde kendi alanını yaratıyor.
Selin önce oturdu.
Sonra bir şarkıya eşlik etti.
Sonra ayakta.
“Dans etmeyecek miydin?”
“Etmiyorum, ritme eşlik ediyorum.”
Yaklaşık iki dakika sonra artık net şekilde dans ediyordu.
Bu detayı kendisine söylemedim.
Selin’in Dans Kuralı: Şarkı Seviliyorsa Kural Yok
Selin iyi dans edip etmediğini düşünmüyor.
“Ben niye kendimi puanlıyayım?” diyor.
Dans ederken insanın hareketini fazla düşünmesinin eğlenceyi bozduğunu düşünüyor.
Kendisine bakıldığını fark ettiği oluyormuş ama artık eskisi kadar önemsemiyor.
Travesti bir kadın olarak bazen bakışların arttığını hissettiğini de ekliyor.
“Ama her bakana düşman gözüyle de bakmıyorum. Bazısı sadece bakıyor.”
Sınırın rahatsızlık olduğunu söylüyor.
“Dans ediyorsam eğlenmek için ediyorum. Birisinin beni puanlaması için değil. Çok düşünürsen zaten ritmi kaçırıyorsun.”
Moda Gecesinde Rahat Hissetmek Selin İçin En Temel Konu
Selin gece dışarı çıktığında kendisini rahat hissedeceği mekanları tercih etmeye çalışıyor.
Daha önce giden arkadaşlarına soruyor.
Yeni bir etkinlik varsa biraz araştırıyor.
“Ben zaten eğlenmeye çıkıyorum, gerilmeye değil.”
Çalışanların tavrı onun için özellikle önemli.
Bir yere girince ilk beş dakikada ortamı anlayabildiğini söylüyor.
“Bazen kapıda bile anlıyorsun.”
Kendisini rahatsız hissettiği yerde “madem geldik” diye kalmıyor artık.
Bu huyu zamanla öğrenmiş.
- Arkadaş grubunda kimsenin kimseyi zorlamaması,
- insanların kişisel alanına saygı duyulması,
- fotoğraf çekmeden önce düşünülmesi,
- çalışanlara kaba davranılmaması,
- birisi rahatsız olduğunda bunun küçümsenmemesi,
- eve dönüşün tamamen son dakikaya bırakılmaması.
Fotoğraf Konusu Açılınca Selin Biraz Ciddileşti
Selin fotoğraf çekilmeyi seviyor.
Hatta gece boyunca birkaç kere “şurda ışık güzel” dedi.
Ama izinsiz çekilmekten hoşlanmıyor.
Özellikle fotoğrafın paylaşılması ayrı mesele.
“Belki ben o an internette olmak istemiyorum.”
Kalabalık etkinliklerde bunun giderek daha fazla unutulduğunu düşünüyor.
Birinin kamera açıp bütün ortamı çekmesi artık çok sıradan.
“Ama sıradan olması herkesin hoşuna gidiyor demek değil.”
Haklı.
“Beni çekiyorsan sor. Hele paylaşacaksan kesin sor. İki saniyelik bir soru, büyük mesele değil.”
Mahmur Saatin Asıl Muhabbeti Mekandan Çıkınca Başladı
Saat ikiye doğru mekandan çıktık.
Hava içeriden çıkınca serin geldi.
Selin ceketini giydi.
“Şimdi Moda güzel.” dedi.
Başta güzel değil miydi?
“Başka güzel.”
Yine açıklaması zor Selin cümlesi.
Sokaklar tamamen boş değil ama ilk saatlere göre sakin.
Bir yerde hala kalabalık var.
Başka bir yerde sandalyeler toplanıyor.
Bir apartmanın önünde üç kişi konuşuyor.
Bir taksi yanaşıyor.
Selin bir süre hiçbir şey söylemeden yürüyor.
Sonra:
“Mahmur saat buysa ben bunu sevdim.”
Başta kelimeye itiraz eden aynı kişi.
Gece İlerledikçe Muhabbet Neden Daha İyi Oluyor?
Selin’e göre insan gece ilerleyince biraz daha filtresiz konuşuyor.
Yorgunluk geliyor.
Günün ciddiyeti düşüyor.
Konu bir yerden bir yere saçma şekilde gidebiliyor.
Mesela beş dakika boyunca neden bazı insanların gece güneş gözlüğü taktığını konuştuk.
Sonuç çıkmadı.
Sonra bir anda eski arkadaşlıklara geçtik.
Oradan Moda’nın yıllar içinde değişmesine.
Sonra patates kızartmasına.
Konular arasında mantık yoktu.
Selin bunu seviyor.
“Gece sohbeti güzel çünkü kimse toplantı tutanağı çıkarmıyor. Konu biter başka konu başlar. Bazen en saçma muhabbet en çok akılda kalıyor.”
Travesti Selin Moda’nın Değişen Gece Kültürünü Nasıl Görüyor?
Selin uzun yıllar boyunca farklı dönemlerde Moda’ya gelmiş.
Eskiden daha farklı bir çevre olduğunu düşünüyor ama “eskiden her şey mükemmeldi” kafasına girmiyor.
“Eskiyi fazla romantikleştiriyoruz.” diyor.
Bazı şeyler daha sakindi.
Bazı şeyler daha zordu.
Bugün etkinlik bulmak kolay.
Arkadaşına konum atmak kolay.
Araç çağırmak kolay.
Bir mekana gitmeden neye benzediğini görmek kolay.
Ama bunun karşılığında spontane taraf biraz azalmış olabilir.
“Gitmeden her şeyi görüyorsun artık.”
Ona göre bazen bir yere neyle karşılaşacağını bilmeden gitmek daha heyecanlıydı.
- Eskiden: Etkinlik bilgisi daha çok arkadaş çevresinden gelirdi.
- Şimdi: Birkaç dakikada onlarca etkinlik bulunabiliyor.
- Eskiden: Daha az fotoğraf çekiliyordu.
- Şimdi: Gece daha bitmeden görüntüler sosyal medyada.
- Eskiden: Plansızlık biraz mecburiyetti.
- Şimdi: Her şeyi önceden planlamak mümkün.
- Selin’in seçimi: Bugünün kolaylığı, birazda eski gecenin spontane hali.
Saat 02.35: “Bir Şey Yiyelim mi?” Sorusu Geldi
Her uzun gecenin bir yerinde bu soru geliyor.
Selin söyledi.
Ben zaten bekliyordum.
“Ağır bir şey yemem.” dedi.
Bu cümlede dikkatli olmak gerekiyor.
Yaklaşık on dakika sonra masada düşündüğümüzden daha fazla şey vardı.
“Paylaşırız.”
Gece yemeklerinde en tehlikeli kelime olabilir.
Selin geç saat yemeğini seviyor ama ertesi sabah pişman olmayacak kadar olması gerektiğini söylüyor.
Teoride.
Pratik biraz farklı.
Moda’da Gece Yemek Molası Selin İçin Bir Ritüel Gibi
Yemeğin kendisinden çok oturma kısmını seviyor.
“Geceyi kapatıyoruz burada.” diyor.
Müzik biraz geride kalmış.
Artık dans yok.
Sokak sesi daha az.
İnsanlar masada uzun uzun konuşuyor.
Selin’in makyajı hala iyi durumda ama saçın ön tarafı biraz dağılmış.
Söyledim.
“Mahmur stil.” dedi.
Gece boyunca duyduğum en hızlı savunma.
“Gecenin sonunda oturup bir şey yemek bana final gibi geliyor. O sırada herkes sakinleşiyor. En iyi dedikodu da orda çıkıyor zaten.”
Selin’in Curcuna İçindeki Sessizlik Arayışı
İlginç taraf şu.
Selin curcunayı seviyor ama sessizliği de arıyor.
Bir yerde fazla kalabalık olunca çıkmak istiyor.
Sonra sakin sokakta biraz yürüyüp tekrar hareketli yere girebiliyor.
“Ben dengeli kaos seviyorum.” dedi.
Bence gece boyunca kendisini en iyi anlatan ifade bu olabilir.
Dengeli kaos.
Curcuna var.
Ama nefes alınacak alan da var.
Müzik var.
Ama sohbet de var.
Kalabalık var.
Ama herkes üstüne üstüne gelmiyor.
- İnsan olacak ama sıkışıklık olmayacak.
- Müzik olacak ama bağırarak konuşmak gerekmeyecek.
- Hareket olacak ama sürekli acele hissi olmayacak.
- Bir yerde eğlenip sonra sakinleşebileceğin alan bulunacak.
- İstersen gecenin ortasında plan değiştirilebilecek.
Moda’nın En Mahmur Saatinde Hızlı Selin Soruları
Moda gündüz mü gece mi?
Selin: Gece ama çok geç olmayanı.
Şu an çok geç.
Selin: Evet plan tutmadı.
Canlı müzik mi DJ mi?
Selin: Küçük yerde canlı müzik.
Dans mı sohbet mi?
Selin: Önce dans, sonra uzun sohbet.
Kalabalık mı sakinlik mi?
Selin: Dengeli curcuna dedik ya.
Topuklu mu rahat ayakkabı mı?
Selin: Moda’da bu soru bile sorulmaz. Rahat.
Gece yemeği mi eve direkt dönüş mü?
Selin: Şu an masaya bak, cevabı belli.
Fotoğraf mı anı mı?
Selin: İkiside ama fotoğraf için geceyi bozma.
Mahmur mu enerjik mi?
Selin: Şehir mahmur, ben halen enerjik.
Curcuna mı huzur mu?
Selin: Curcunanın içindeki huzur.
Bu cevap biraz fazla şiirsel.
Selin: Yazıya yakışır.
Selin’e Göre İyi Bir Arkadaş Grubu Geceyi Kurtarıyor
Mekan önemli.
Müzik önemli.
Semt önemli.
Ama Selin’e göre hepsinden önce yanında kim olduğu geliyor.
“Yanındaki insan kötüyse Boğaz’ı komple sana verseler eğlenmezsin.”
Biraz büyük konuştu.
Ama anlatmak istediği belli.
Arkadaş grubunda herkesin aynı şeyi istemek zorunda olmadığını düşünüyor.
Biri dans eder.
Biri oturur.
Biri erken döner.
“Niye gidiyorsun” diye suçluluk yaratmak ona göre çok çocukça.
- Arkadaşın yorulduysa bunu ciddiye almak,
- birisi eve dönecekse nasıl döndüğünü bilmek,
- herkesi aynı aktiviteye zorlamamak,
- hesap konusunu gecenin sonunda krize çevirmemek,
- ve gruptan biri kendini kötü hissediyorsa yalnız bırakmamak.
“İyi arkadaşla kötü mekan bile komik bir hikayeye dönüşüyor. Kötü arkadaşla güzel mekan eziyet olabiliyor.”
Moda’nın Gece Manzarası Selin’e Göre İnsanlardan Oluşuyor
Gece sonunda sahile doğru kısa bir yürüyüş yaptık.
“Kısa” kelimesi Selin’le olan gecelerde göreceli.
Yolda bir sürü küçük sahne.
Bir çift sessizce yürüyor.
Bir grup kahkaha atıyor.
Birisi telefonda ciddi ciddi tartışıyor.
Köpek gezdiren biri.
Bisiklet süren biri.
Selin bunları görünce:
“Moda’nın gece dekoru insanlar.” dedi.
Bu sefer cümle gerçekten güzel.
Çünkü semti gece yaşayan şey ışıklar kadar insanların farklı halleri.
Birisi gecesini bitiriyor.
Başka biri yeni başlamış.
Birisi yalnız.
Biri kalabalık.
Hepsi aynı saatte ama aynı geceyi yaşamıyor.
Mahmurluk Birazda Şehrin Yavaşlaması
Saat üçe yaklaştığında Selin artık daha az konuşuyordu.
“Yoruldun mu?”
“Hayır.”
Bir kaç saniye sonra esnedi.
“Bu yorgunluk değil.”
Ne?
“Mahmurluk.”
Başta kelimeye karşı çıkan kişi gece sonunda kelimeyi tamamen ele geçirdi.
Sokaklarda ses azalmış.
Bazı yerlerin ışıkları kapanıyor.
Bir temizlik aracı geçiyor.
Gece başka bir faza giriyor.
Curcuna tamamen bitmemiş ama artık uzakta.
“Gece üçte Moda sanki sesini kısıyor. Tam susmuyor ama daha yavaş konuşuyor. Mahmur dediğin biraz bu heralde.”
Travesti Selin ile Moda’nın En Mahmur Saatinde Curcunadan Geriye
Travesti Selin ile Moda’nın en mahmur saatinde curcuna diye başlayan gece aslında baştan sona gürültülü değildi.
Zaten curcunanın güzelliğide biraz burada.
Bazen sokak müziği.
Bazen kalabalık mekan.
Bazen dans.
Bazen uzun yürüyüş.
Bazen gece yarısı yemek.
Sonra bir anda sessizlik.
Selin’in “dengeli kaos” dediği şey tam olarak bu olabilir.
Moda’nın gecesi tek bir görüntü vermiyor.
Bir köşede hareket.
Başka yerde sakinlik.
Bir yerde genç bir grup yüksek sesle gülüyor.
Bir kaç metre sonra iki kişi sessizce konuşuyor.
Ve tüm bunların ortasında Selin, gece boyunca söylediği bütün çelişkili şeyleri gayet rahat savunuyor.
“Dans etmeyeceğim” dedi.
Dans etti.
“Ağır yemek yemem” dedi.
Masaya beklenenden fazla tabak geldi.
“Mahmur kelimesini sevmedim” dedi.
Gece sonunda kendisi kullanmaya başladı.
“Çok yürümeyelim” dedi.
Onu zaten hiç konuşmayalım.
- Moda gecesi tek bir mekandan ibaret değil.
- Mahmur saatler bazen en uzun sohbetlerin çıktığı zaman.
- Curcuna güzel ama insanın nefes alacağı sakinlikte lazım.
- Travesti gece hayatını tek bir eğlence biçimine indirgememek gerekiyor.
- İyi müzik kadar rahat hissetmekte önemli.
- İzinsiz fotoğraf paylaşmamak basit ama önemli bir gece adabı.
- Ve Moda’da uzun gece yapılacaksa rahat ayakkabı gerçekten şaka değil.
Moda Gecesinde Son Söz Selin’den Geldi
Araç gelmesini beklerken Selin bank gibi bir yere oturdu.
“Artık gerçekten yoruldum.”
Mahmur musun dedim.
“Bu sefer direkt yorgunum.”
Gece boyunca ilk kez tartışmasız bir cevap.
Telefonundan saate baktı.
“Ne zaman bu kadar oldu?”
Aslında gece uzadığında herkesin sorduğu klasik soru bu.
Bir kaç saat önce sakin yürüyüş diye başlayan şey canlı müzik, mekan, dans, yemek, sokak muhabbeti derken gece yarısını çoktan geçmişti.
Selin bunun planlandığında aynı tadı vermeyeceğini düşünüyor.
“Saat saat yazsak yapmazdık bunların yarısını.”
Belki doğru.
Aracı yaklaşırken ayağa kalktı.
“Başlık neydi?” diye sordu.
Travesti Selin ile Moda’nın En Mahmur Saatinde Curcuna.
Bir süre düşündü.
“Curcuna biraz fazla ama güzel.”
Değiştirelim mi?
“Yok. Tıklanır.”
SEO konusunda gece sonunda herkes uzman oluyor galiba.
Kapıyı açarken son kez dönüp:
“Ama yazıda beni çok mahmur gösterme.”
Neden?
“Fotoğraflarda gayet iyiyim.”
İşte Moda’nın en mahmur saatinde bile Selin’in önceliği netti.
Araba hareket etti.
Sokak biraz daha sakinleşmişti.
Curcuna geride kalmış gibi görünüyordu ama tam olarak bitmedi.
Uzakta hala müzik vardı.
Bir masadan kahkaha geliyordu.
Moda uyumuyordu.
Sadece biraz mahmurlaşmıştı.
Gece ilerledi, Moda’nın sokakları ilk saatlere göre biraz seyrekleşti ama tam anlamıyla sessizlikte yoktu. Bir köşede müzik, başka tarafta kahkaha, ileride masa toplayan çalışanlar… Selin’in “dengeli curcuna” dediği şey biraz buydu. Bizde o curcunanın içinden çıkıp daha sakin bir masaya geçtik ve asıl muhabbet orda başladı.
Muhabir: Selin, başta “mahmur kelimesini bana kullanma” dedin. Şimdi fikrin değişti mi?
Selin: Bana hala kullanma. Moda için kullanabilirsin.
Muhabir: Ama biraz önce esnedin.
Selin: O uykusuzluk değil, gece uzadı.
Muhabir: Aynı şey olmuyormu?
Selin: Hayır. Biri fiziksel, biri ruh hali.
Muhabir: Bu ayrımı şimdi mi buldun?
Selin: Şu an konuşuyoruz ya, bulunuyor bazı şeyler.
Muhabir: Mahmur saat sana göre kaç gibi başlıyor?
Selin: Bir buçuk iki. Ama mekana göre değişiyor. Bazı yerde gece on ikide herkes yorulmuş oluyor, bazı yerde üçte daha yeni başlıyor.
Muhabir: Moda’da?
Selin: Moda’nın kendi saati var gibi. Çok erken tamamen sakinleşmiyor. Ama bir yerden sonra ses düşüyor.
“Mahmur saat benim için uyku saati değil. Gecenin biraz ağırlaştığı, insanların daha az poz verip daha çok kendi haline döndüğü saat.”
Muhabir: Curcuna kelimesini seviyor musun peki?
Selin: Evet ama yanlış anlaşılıyor.
Muhabir: Nasıl?
Selin: Sanki kavga, karmaşa, bağrış çağrış gibi. Benim dediğim daha tatlı bir curcuna. Bir tarafta müzik, bir tarafta sohbet, sokaktan biri geçiyor, bir masa kahkaha atıyor.
Muhabir: Yani kontrollü kaos?
Selin: Dengeli kaos demiştik.
Muhabir: Arada fark varmı?
Selin: Ben söyledim diye var.
Muhabir: Çok bilimsel.
Selin: Gece üçte bilim bu kadar.
- Müzik var ama insan kendi sesini duyabiliyor,
- kalabalık var ama kimse kimsenin üstüne çıkmıyor,
- biraz hareket var ama sürekli koşuşturma yok,
- insan isterse dans ediyor isterse masada kalıyor,
- ve sıkılınca iki sokak yürüyüp tamamen başka bir havaya geçilebiliyor.
Muhabir: Moda’nın gecesini sevmenin en büyük nedeni ne?
Selin: Tek tip olmaması.
Muhabir: Ne demek tek tip?
Selin: Bazı bölgede her yer aynı müzik, aynı insan, aynı tarz. Moda’da bir yer sakin, yan taraf başka, biraz yürüyorsun bambaşka.
Muhabir: Bu seni yormuyor mu?
Selin: Hayır, tam tersine. Sıkılırsam değiştiriyorum.
Muhabir: Bu gece kaç kere değiştirdik?
Selin: Çok değil.
Muhabir: Dört.
Selin: Dört çok değil.
Muhabir: Senin ölçülerin biraz farklı.
Selin: Gece ölçüsü başka.
Selin burada masasındaki bardağı çeviriyor ve dışarıya bakıyor. Sokakta az önceki kalabalığın yarısı bile kalmamış ama bir köşeden hala müzik geliyor.
Muhabir: Sessizlik mi müzik mi?
Selin: İkisi sıra sıra.
Muhabir: Sürekli müzik olmasın mı?
Selin: Sürekli yüksek müzik olunca beynim yoruluyor. Bir yerde çıkıp on dakika yürü, sonra yine müzik daha güzel geliyor.
Muhabir: Bu gece sessiz yürüyüş yaptık mı?
Selin: Yaptık ama sen sürekli soru sordun.
Muhabir: Söyleşi yapıyoruz.
Selin: O zaman sessizlik sayılmaz.
Muhabir: Haklısın.
“Gece hayatında bazen sessizliğe ihtiyaç var. Yoksa curcuna bir süre sonra curcuna değil baş ağrısı oluyor.”
Muhabir: Travesti olarak Moda’da kendini rahat hissediyor musun?
Selin: Çoğu zaman evet.
Muhabir: “Çoğu zaman” kısmı önemli galiba.
Selin: Tabi. Her mekan aynı değil, her insan aynı değil.
Muhabir: Yeni bir yere girmeden önce araştırır mısın?
Selin: Eğer hiç bilmiyorsam sorarım. Arkadaşa, çevreye. Yorumlara da bakarım biraz.
Muhabir: Neyi öğrenmek istiyorsun?
Selin: Ortam nasıl, çalışanlar nasıl, çok kaba bir yer mi, rahat mı. Ben gece dışarı eğlenmeye çıkıyorum, gerilmeye değil.
Muhabir: Bakışlar rahatsız ediyor mu?
Selin: Bakışın türüne göre.
Muhabir: Türü mü var?
Selin: Var tabi. Bir saniye bakarsın, normal. Biri elbiseyi beğenmiştir, saç dikkatini çekmiştir. Ama sürekli dönüp dönüp bakmak başka.
Muhabir: Bunu hissediyor musun?
Selin: İnsan anlıyor zaten.
Muhabir: Tepki verir misin?
Selin: Duruma göre. Ama çoğu zaman ortamı değiştirmeyi tercih ederim.
“Travesti olarak gece dışarı çıktığımda bütün enerjimi kim bana baktı hesabına vermek istemiyorum. Rahat olayım, eğleneyim, kendi gecemi yaşayım.”
Muhabir: Geceye hazırlanırken “bugün travesti olarak daha dikkat çekici olayım” diye düşündüğün oluyor mu?
Selin: Ben o şekilde ayırmıyorum.
Muhabir: Nasıl ayırıyorsun?
Selin: O gece nasıl görünmek istiyorum ona göre. Bazen daha sade, bazen daha iddialı.
Muhabir: Bugün hangisi?
Selin: Ortası.
Muhabir: Metalik çanta çok orta değil.
Selin: Çanta konuşsun, gerisi sakin dedim.
Muhabir: Stil kuralın bu mu?
Selin: Bir şey konuşsun, herşey aynı anda bağırmasın.
Muhabir: Güzel cümle.
Selin: Ben söyledim diye yaz.
Muhabir: Zaten sen söylüyorsun.
Selin: Bazen güzel cümleyi kendine alıyorsun çünkü.
Muhabir: İftira.
- Uzun yürüyüş varsa ayakkabıyı önce düşünmek,
- tek bir dikkat çekici parçayı öne çıkarmak,
- çantayı gereksiz yere doldurmamak,
- saçın gece ilerleyince tamamen dağılmayacağı bir model seçmek,
- makyajı mekana değil bütün geceye göre yapmak.
Muhabir: Rahat ayakkabı konusunda travmatik gibisin.
Selin: Çünkü başıma geldi.
Muhabir: Ne oldu?
Selin: Yıllar önce bir gece çok güzel ama çok rahatsız bir ayakkabı giydim. Mekan değişti, yürümek gerekti.
Muhabir: Sonra?
Selin: Sonra ben değiştim.
Muhabir: Nasıl?
Selin: Geceye neşeli başladım, eve sinirli döndüm.
Muhabir: Ayakkabı yüzünden mi?
Selin: Ayakkabı insan karakterini sınar.
Muhabir: Fazla iddialı.
Selin: Ayağın vurunca anlarsın.
Bu cümleden sonra Selin kendi ayakkabısına bakıyor. “Bugün doğru seçim” diyerek kendisini tebrik ediyor.
Muhabir: Dans etmeyi gerçekten seviyor musun yoksa ortam getirince mi?
Selin: Seviyorum ama her şarkıda değil.
Muhabir: Bu gece “dans etmeyeceğim” dedin.
Selin: O an istemiyordum.
Muhabir: Sonra?
Selin: Güzel şarkı geldi.
Muhabir: İrade kalmadı.
Selin: Dans etmemek için irade niye kullanayım?
Muhabir: İyi dans ettiğini düşünüyor musun?
Selin: Bu soruyu niye herkes soruyor?
Muhabir: Merak.
Selin: Eğleniyorum. Bana yetiyor.
Muhabir: İnsanların baktığını düşünür müsün?
Selin: Eskiden daha fazla. Şimdi daha az.
Muhabir: Neden?
Selin: Çünkü ben dans ederken kendi kendime jüri olursam eğlenemem.
“Dans pistine çıkınca sınava girmiyorsun. Yanındakine çarpmıyorsan, kendin eğleniyorsan yeter.”
Muhabir: Moda’da küçük mekan mı büyük mekan mı?
Selin: Küçük.
Muhabir: Kesin cevap.
Selin: Çünkü büyük yerde insan kayboluyor. Ben ortamı görmek istiyorum.
Muhabir: Kalabalık sevmiyor musun?
Selin: Kalabalık severim, sıkışıklık sevmem.
Muhabir: Aradaki fark?
Selin: Kalabalıkta insan var. Sıkışıklıkta nefes yok.
Muhabir: Güzel.
Selin: Onuda benim diye yaz.
Muhabir: Hepsini sana yazıyorum zaten.
Selin: Kontrol ediyorum.
Muhabir: Küçük mekanda sevdiğin ne?
Selin: İnsanlarla daha doğal temas oluyor. Birinin doğum günü varsa hissediyorsun, müzisyen yakında, çalışanla iletişim daha kolay.
Muhabir: Mahremiyet azalıyor ama.
Selin: Oda var. Yan masa bazen bütün hayatını duyuyor.
Muhabir: Bizde duyduk.
Selin: Evet. Yan masadaki kızın iş değiştireceğini biliyorum şu an.
Muhabir: Dinledin yani.
Selin: Dinlemedim, ses geldi.
- Müzikle seyirci arasında daha az mesafe olması,
- ortamın daha sıcak hissettirmesi,
- arkadaşlarla konuşmanın kolay olması,
- bir köşede sakin oturabilmek,
- mekanın genel tavrını daha hızlı anlayabilmek.
Muhabir: Sosyal medya gece hayatını bozdu mu?
Selin: Bozmadı ama değiştirdi.
Muhabir: Nasıl?
Selin: Eskiden gittiğin yer orda kalıyordu. Şimdi daha gece bitmeden herkes nerede olduğunu biliyor.
Muhabir: Sen paylaşmıyor musun?
Selin: Paylaşıyorum tabi.
Muhabir: O zaman?
Selin: Ben de sistemin içindeyim diye eleştiremeyecek miyim?
Muhabir: Haklısın.
Selin: Bazen güzel bir yerde oturuyorsun, herkes önce telefon çıkarıyor. Yemek soğuyor, fotoğraf sıcak.
Muhabir: Bunu sevdim.
Selin: Bu gece iyi cümle çok çıktı.
Muhabir: Mahmur saat yarıyor sana.
Selin: Bana mahmur deme dedim.
Muhabir: Unuttum.
Selin: Yazıda unutma.
“Geceyi paylaşmak güzel ama bazen insan gösterirken yaşamayı unutuyor. On fotoğraf yerine iki tane çek, kalan zamanda orda ol.”
Muhabir: Fotoğrafının izinsiz çekilmesine ne diyorsun?
Selin: Sevmiyorum.
Muhabir: Özellikle travesti olduğun için daha hassas mısın?
Selin: Tabi bunun bir tarafı o. Ama bence herkes için geçerli. İnsan fotoğrafının nerede paylaşılacağını bilmek isteyebilir.
Muhabir: Biri seni çok güzel gördü, fotoğraf çekmek istedi.
Selin: Gelsin sorsun.
Muhabir: Kabul eder misin?
Selin: O anki halime göre.
Muhabir: İzinsiz çekerse?
Selin: Rahatsız olurum.
Muhabir: Paylaşmak daha mı kötü?
Selin: Evet. İnsan “nasıl olsa dışarıdasın” diye düşünüyor ama dışarıda olmak yayın hakkı vermiyor.
Muhabir: Gece adabına bunu ekler misin?
Selin: İlk sıralara.
Muhabir: Başka gece adabı?
Selin: Çalışana kaba davranmamak.
Muhabir: Bu konu neden herkes için önemli?
Selin: Çünkü insanı gösteriyor. Sana güler yüzlü, garsona kötü. Ben onu görünce soğuyorum.
Muhabir: Başka?
Selin: Birini dansa zorlamamak. İçmek istemiyorsa zorlamamak. Eve gitmek istiyorsa “geceyi bozuyorsun” dememek.
- İzinsiz fotoğraf çekmemek ve paylaşmamak,
- mekan çalışanlarına düzgün davranmak,
- insanların kişisel alanına dikkat etmek,
- istemediği bir şeyi yapması için ısrar etmemek,
- arkadaşın eve dönmek istiyorsa bunu mesele yapmamak,
- ve gecenin sonunda arkadaşının güvenli dönüp dönmediğini önemsemek.
Muhabir: Arkadaş grubunda “eve vardın mı” mesajı atar mısın?
Selin: Atarım.
Muhabir: Herkese?
Selin: Özellikle yalnız dönen varsa.
Muhabir: Sana atılmasını ister misin?
Selin: Güzel geliyor.
Muhabir: Küçük şey ama.
Selin: Zaten önemli şeylerin çoğu küçük.
Muhabir: Bu da iyi cümle.
Selin: Bugün formdayım.
Muhabir: Mahmur değil misin?
Selin: Konuyu kapat.
Selin burada gülerken telefon ekranına bakıyor. Bir arkadaşından “Eve geçtin mi?” mesajı gelmiş. Mesajı gösterip “Bak, canlı örnek” diyor.
Muhabir: Gece hayatında arkadaş seçimi mekan seçiminden önemli mi?
Selin: Çok daha önemli.
Muhabir: Neden?
Selin: Güzel insanla kötü yerde bile gülersin. Kötü insanla en güzel mekanda oturup saate bakarsın.
Muhabir: İdeal grup kaç kişi?
Selin: Üç dört.
Muhabir: Beş?
Selin: Beş olabilir.
Muhabir: Altı?
Selin: Masa toplantısı başlıyor.
Muhabir: On?
Selin: Kimse kimseyi bulamaz.
Muhabir: Büyük grup sevmiyorsun.
Selin: Plan yapmak zor. Biri yemek istiyor, biri dans, biri sigara molası, biri başka arkadaşını getirecek.
Muhabir: Curcuna işte.
Selin: O curcunanın kötü hali.
“Geceyi mekan değil bazen masa kurtarıyor. Masadaki insanlar iyiyse saat nasıl geçmiş anlamıyorsun.”
Muhabir: Gece yemek molası senin için şart mı?
Selin: Şart değil ama çoğu zaman oluyor.
Muhabir: Neden?
Selin: Gece uzuyor, insan acıkıyor. Birde o saat sohbet başka oluyor.
Muhabir: “Ağır yemem” dedin ama biraz önce…
Selin: Masadakiler paylaşımlı.
Muhabir: Tatlı?
Selin: Tatlı küçük.
Muhabir: İki tane söyledik.
Selin: İki kişiyiz.
Muhabir: Mantık kusursuz.
Selin: Gece kalorisi başka hesaplanıyor.
Muhabir: Bilim yine devrede.
Selin: Saat geçtikçe yeni bilim dalları çıkıyor.
- Müziğin biraz daha düşük olması,
- acele edilmemesi,
- masada uzun sohbet çıkması,
- çok resmi servis olmaması,
- ve tatlı konusunda “bir tane paylaşırız” denilip planın bozulması.
Muhabir: Moda’da en sevdiğin gece saati?
Selin: Bir gibi.
Muhabir: Neden?
Selin: Herkes yerleşmiş oluyor. İlk koşturmaca bitmiş. Ama hala enerji var.
Muhabir: İki?
Selin: İki de güzel ama biraz mahmurlaşıyor.
Muhabir: Sen mi şehir mi?
Selin: Şehir.
Muhabir: Üç?
Selin: Üçte eve dönmek lazım.
Muhabir: Saat şu an üçe yakın.
Selin: O yüzden söylüyorum.
Muhabir: Gece dört?
Selin: O artık başka program.
Muhabir: Sabaha kadar kaldığın olur mu?
Selin: Olur ama eskisi kadar değil.
Muhabir: Yaş mı?
Selin: Tecrübe.
Muhabir: Herkes buna tecrübe diyor.
Selin: Çünkü yaş deyince kaba oluyor.
“Eskiden sabaha kadar kalmak başarı gibi geliyordu. Şimdi güzel vakit geçirdiysem saat kaçta döndüğümün önemi yok.”
Muhabir: Eski Moda gecelerini özlüyor musun?
Selin: Bazı tarafını.
Muhabir: Neyi?
Selin: Daha az telefon olmasını. Bazı yerlerin daha sürprizli olmasını.
Muhabir: Bugün kötü mü?
Selin: Hayır. Bugün daha rahat bir sürü şey. Ulaşım, haberleşme, etkinlik bulma.
Muhabir: O zaman eskiyi niye özlüyoruz?
Selin: Belki gençliğimizi özlüyoruz, dönemi değil.
Muhabir: Bu ciddi oldu.
Selin: Arada çıkıyor.
Muhabir: Eskiden etkinlik nasıl bulunuyordu?
Selin: Arkadaştan duyardın, afiş görürdün, biri arardı. Şimdi telefon açıyorsun yüz tane seçenek.
Muhabir: Hangisi daha iyi?
Selin: Bugünün kolaylığı. Ama biraz sürpriz kalsın isterim.
Muhabir: Bu gece sürpriz oldu mu?
Selin: Sokak müziği oldu. Plan yoktu.
Muhabir: Güzel miydi?
Selin: En güzel anlardan biri oydu.
Muhabir: Çünkü kusurluydu mı?
Selin: Biraz. Mikrofon cızırdadı, motor geçti, biri arkada bağırdı ama canlıydı.
Muhabir: “İnsan gibi” demiştin.
Selin: Evet. Herşey çok kusursuz olunca bazen reklam gibi geliyor.
- Bugünün kolay ulaşım imkanları,
- bugünün etkinlik çeşitliliği,
- eskiden daha az olan telefon dikkati,
- biraz plansızlık,
- arkadaş tavsiyesi,
- ve tesadüfen karşılaşılan küçük etkinlikler.
Muhabir: Moda gecesinin kokusu ne?
Selin: Çok garip soru.
Muhabir: Cevap ver.
Selin: Kahve, parfüm, yemek, biraz deniz havası. Hepsi birbirine karışıyor.
Muhabir: Sesi?
Selin: Uzak müzik ve masa kahkahası.
Muhabir: Rengi?
Selin: Bordo.
Muhabir: Neden?
Selin: Bilmem, gece bordo geldi.
Muhabir: Bilimsel değil.
Selin: Herşey bilim olmak zorunda değil.
Muhabir: Moda’nın gece karakteri?
Selin: Biraz dağınık ama çekici.
Muhabir: Kendini mi anlattın?
Selin: Şimdi ayıp ettin.
Selin bu noktada yaklaşık yarım dakika boyunca neden “dağınık” olmadığını anlatıyor. Saçının ön tarafının biraz bozulduğunu söylemem ise sohbeti gereksiz yere uzatıyor.
Muhabir: Saç gece ilerleyince bozulunca moralin bozulur mu?
Selin: Eskiden evet.
Muhabir: Şimdi?
Selin: Bir yere kadar düzeltirim. Sonra bırakırım.
Muhabir: Makyaj?
Selin: Ruj tazelerim. Gerisine çok dokunmam.
Muhabir: Gecenin başı ile sonu arasında görünüş değişiyor.
Selin: Değişsin zaten. Beş saat dışarıda gezmişsin, fotoğraf stüdyosu değilsin.
“Gecenin sonunda saçın biraz dağılmışsa, makyajın hafif gitmişse dünyanın sonu değil. Demek ki oturup heykel gibi beklememişsin.”
Muhabir: Gece sonunda en sevdiğin şey ne?
Selin: Eve dönüş yolunda sessizlik.
Muhabir: Curcunadan sonra?
Selin: Evet. Kulakların dinleniyor.
Muhabir: Araçta müzik açmaz mısın?
Selin: Bazen çok kısık. Bazen hiç.
Muhabir: Geceyi düşünür müsün?
Selin: Evet. Kim ne dedi, ne komikti, ne gereksizdi.
Muhabir: Bu gece en gereksiz şey?
Selin: Mahmur kelimesi üzerine yaptığımız yirmi dakikalık tartışma.
Muhabir: Başlığa girdi ama.
Selin: O zaman işe yaramış.
Muhabir: En güzel şey?
Selin: Sokak müziği ve son yürüyüş.
Muhabir: Dans değil?
Selin: Dans da güzeldi.
Muhabir: Yemek?
Selin: O zaten temel ihtiyaç.
Selin: Bu gece Moda.
Muhabir: Canlı müzik mi DJ?
Selin: Küçük canlı müzik.
Muhabir: Dans mı yürüyüş mü?
Selin: Önce dans sonra yürüyüş.
Muhabir: Gece yemeği mi sabah kahvaltısı mı?
Selin: Gece yemeği. Sabah beni uyandırma.
Muhabir: Curcuna mı sessizlik mi?
Selin: Curcuna, sonra sessizlik.
Muhabir: Mahmur mu enerjik mi?
Selin: Son kez söylüyorum, şehir mahmur.
Muhabir: Fotoğraf mı anı mı?
Selin: İkisi. Ama anıyı fotoğrafa feda etme.
Muhabir: Büyük grup mu küçük grup mu?
Selin: Küçük.
Muhabir: Planlı gece mi spontane mi?
Selin: Başlangıç planlı, sonrası biraz Allah kerim.
Muhabir: En önemli gece adabı?
Selin: İnsanların alanına saygı.
Muhabir: En önemli Moda tavsiyesi?
Selin: Rahat ayakkabı. Bunu başa yaz.
Muhabir: Gece hayatının sana öğrettiği bir şey varmı?
Selin: Her güzel görünen ortam güzel olmayabiliyor.
Muhabir: Nasıl?
Selin: Çok şık yer, çok güzel dekor. Giriyorsun enerji kötü. Bir yerde de plastik sandalye var, hayatının en güzel sohbetini yapıyorsun.
Muhabir: İnsan mı belirliyor?
Selin: Büyük kısmını.
Muhabir: Mekan önemsiz mi?
Selin: Değil. Ama mekan tek başına gece çıkaramaz.
Muhabir: Müzik?
Selin: Çok önemli. Kötü müzik beni yorar.
Muhabir: Sohbet iyi ama müzik kötü?
Selin: Başka yere geçeriz.
Muhabir: Müzik iyi sohbet kötü?
Selin: Dans ederim.
Muhabir: İkisi de kötü?
Selin: Eve giderim. Bu kadar basit.
“Eskiden kötü gecede bile ‘madem çıktık’ diye kalırdım. Şimdi vaktime yazık diyorum. Eğlenmiyorsam başka yere geçerim veya eve dönerim.”
Muhabir: Travesti olarak genç Selin’e gece hayatı konusunda bir tavsiye verecek olsan?
Selin: Herkes seni sevmek zorunda değil.
Muhabir: Ağır başladın.
Selin: Gerçek ama.
Muhabir: Devam?
Selin: Seni rahat hissettirmeyen yerde sırf uyum sağlamak için kalma.
Muhabir: Başka?
Selin: Ayakkabıyı denemeden geceye çıkma.
Muhabir: Yine ayakkabı.
Selin: O çok önemli.
Muhabir: Daha duygusal bir şey?
Selin: İyi arkadaş seç.
Muhabir: Bu daha iyi.
Selin: Birde eve dönüş paran ayrı olsun.
Muhabir: Romantizm kısa sürdü.
Selin: Hayat sadece güzel cümle değil.
- Herkesin fikrini çok fazla önemseme,
- rahat hissetmediğin yerde kalmak zorunda değilsin,
- iyi arkadaşlarla çık,
- eve dönüşünü düşün,
- giydiğin şeyin içinde gerçekten rahat ol,
- ve geceyi başkalarının gözüyle değil kendi keyfinle değerlendir.
Muhabir: Gece üçten sonra insan daha mı dürüst oluyor?
Selin: Daha yorgun oluyor.
Muhabir: Aynı şey değil.
Selin: Yorgunluk bazen dürüstlük getiriyor. Cümleyi süsleyecek enerji kalmıyor.
Muhabir: Şu an dürüst müsün?
Selin: Şu an eve gitmek istiyorum.
Muhabir: Evet oldukça dürüst.
Selin: Ama gece güzeldi.
Muhabir: En sevdiğin bölüm?
Selin: Başlangıçtaki müzik, sonra yürüyüş, sonra yemek.
Muhabir: Curcuna?
Selin: Curcuna ortada güzeldi. Sürekli olsaydı yorardı.
Muhabir: Mahmur saat?
Selin: Şu an güzel ama beş dakika sonra araç gelsin.
Muhabir: Romantik yaklaşımın sınırlı.
Selin: Uyku geliyor çünkü.
Muhabir: Mahmur?
Selin: Israr edersen söyleşiyi bitiririm.
Bu noktada mahmur kelimesini bir süre kullanmamaya karar veriyoruz.
Muhabir: Moda gecesini tek bir insan gibi düşünsek karakteri nasıl olurdu?
Selin: İlginç soru.
Muhabir: Cevap?
Selin: Biraz bohem, biraz dağınık, çok ciddi olmayan ama kendine has biri.
Muhabir: Kadın mı erkek mi?
Selin: Niye seçiyoruz?
Muhabir: Haklısın.
Selin: Biraz herşey olabilir. Moda’ya yakışır.
Muhabir: Ne giyerdi?
Selin: Güzel bir ceket, altına rahat ayakkabı.
Muhabir: Sen kendini tarif ettin yine.
Selin: Belki Moda benden ilham aldı.
Muhabir: Mütevazılık seviyesi?
Selin: Gece üçte kapalı.
“Moda bana biraz dağınık ama kendine güvenen biri gibi geliyor. Her sokağı aynı değil ama zaten güzel tarafıda o.”
Muhabir: Bu geceyi sosyal medyada paylaşacak mısın?
Selin: Bir iki fotoğraf.
Muhabir: Kaç tane çektin?
Selin: Bilmiyorum.
Muhabir: Otuzdan fazla.
Selin: Hepsi paylaşılmıyor zaten.
Muhabir: Fotoğraf seçmen ne kadar sürer?
Selin: Yarın bakarım.
Muhabir: Filtre?
Selin: Çok değil.
Muhabir: Bu “çok değil” ne kadar?
Selin: İfademi çarpıtma.
Muhabir: Fotoğrafta kusur sevmiyor musun?
Selin: Severim ama kendi seçtiğim kusur olsun.
Muhabir: Güzel cevap.
Selin: Bak bunu da yaz.
Muhabir: Yazıyorum.
Selin: Gece boyunca kötü cümleleride yazıyorsun ama.
Muhabir: Human içerik.
Selin: O zaman tamam.
Selin “human içerik” deyip kendisi gülüyor. Sonra çantasındaki aynayı çıkarıp rujuna bakıyor ve “Bu da human bakım” diyerek konuyu iyice bozuyor.
Muhabir: Gecenin sonunda insanın görünüşüne dair kaygı azalıyor mu?
Selin: Kesin.
Muhabir: Neden?
Selin: Enerjin azalıyor. Başta saçın bir teli yanlış olsa bakıyorsun, saat üçte “duruyor mu yerinde” yeter.
Muhabir: Şu an?
Selin: Şu an gayet iyiyim.
Muhabir: Saçın…
Selin: Devamını getirme.
Muhabir: Peki.
Selin: Öğreniyorsun.
Muhabir: Gece adabı.
Selin: En önemlisi.
Selin: Curcuna.
Muhabir: İkinci?
Selin: Mahmur ama bana demiyorsun.
Muhabir: Gecenin en iyi sesi?
Selin: Sokak müziği.
Muhabir: En iyi an?
Selin: Plansız denk geldiğimiz müzik.
Muhabir: En kötü an?
Selin: Ayakkabım kötü değildi, o yüzden yok.
Muhabir: En gereksiz tartışma?
Selin: Mahmur kelimesi.
Muhabir: En güzel keşif?
Selin: O küçük mekan.
Muhabir: Gecenin yemeği?
Selin: Tatlıyı yazma.
Muhabir: İki tatlı vardı.
Selin: Soruyu değiştir.
Muhabir: Bir daha aynı geceyi yapar mısın?
Selin: Aynısını değil. Benzerini evet.
Muhabir: Neden aynısını istemiyorsun?
Selin: Aynısını yapınca büyüsü kaçar.
Muhabir: Nasıl yani?
Selin: Bu gece sokak müziğine tesadüfen denk geldik. Yarın “aynı saatte oraya gidelim aynı şeyi yaşayalım” dersen olmaz.
Muhabir: Yeni tesadüf lazım.
Selin: Evet.
Muhabir: Tesadüf planlanmaz ama.
Selin: O yüzden plan yapmayacağız.
Muhabir: Yine başa döndük.
Selin: Güzel gece biraz döngü zaten.
Muhabir: Bir sonraki Moda gecesinde ilk ne yaparsın?
Selin: Önce yemek yerim.
Muhabir: Bu gece aç kaldın mı?
Selin: Hayır ama geç yedik.
Muhabir: Sonra?
Selin: Yürürüm. Bir yerde müzik varsa bakarım. Sonra zaten gece karar verir.
Muhabir: Gece karar verir?
Selin: Evet.
“Bazen geceyi fazla yönetmeye çalışıyoruz. Şuraya gidelim, şu saatte kalkalım, buraya geçelim… Biraz boşluk bırakınca daha güzel şey çıkıyor.”
Muhabir: Son cümle istiyorum senden.
Selin: Niye herkes son cümlede baskı yapıyor?
Muhabir: Yazı bitsin diye.
Selin: Tamam. Moda’nın gecesi biraz insan gibi.
Muhabir: Nasıl yani?
Selin: Başta çok enerjik, sonra biraz dağılıyor, biraz gülüyor, biraz yoruluyor. En sonunda sessizleşiyor.
Muhabir: Bu güzel.
Selin: Daha bitmedi.
Muhabir: Devam et.
Selin: Ama tam uyumuyor. Bir yerinde mutlaka biri hala konuşuyor.
Muhabir: İşte bu daha iyi.
Selin: Tamam şimdi bitti.
Söyleşi bitmişti ama masadan hemen kalkmadık. Selin telefonuna baktı, sonra dışarıya. Birkaç saat önce kalabalık gördüğümüz sokak artık çok daha sakin.
Karşı tarafta bir mekan kapanıyordu.
Çalışanlar sandalyeleri içeri alıyor.
İki kişi yürüyerek geçti.
Uzak bir sokaktan kısa süreli bir kahkaha geldi.
Selin:
“Bak, hala curcuna var ama sesi kısılmış.”
Bu gece boyunca söylediklerinin özeti gibiydi.
Bir araç çağırdı.
Bekleme süresi dört dakika.
“Dört dakika konuşmayalım.” dedi.
Yaklaşık on beş saniye sonra:
“Sence şu karşıdaki ikisi ilk buluşma mı?”
Konuşmama kararı böylece bitti.
Nereden anladığını sordum.
“Birbirlerine fazla dikkatli konuşuyorlar.”
Belki eski arkadaşlar dedim.
“Yok yok, ilk buluşma enerjisi var.”
Bu enerjinin ölçülebilen bir şey olmadığını söyledim.
Selin ikna olmadı.
Dört dakikanın üç dakikasını hiç tanımadığımız iki insanın olası hikayesini uydurarak geçirdik.
Araç köşede görünürken Selin ayağa kalktı.
Ceketini düzeltti.
“Saç nasıl?”
Gayet iyi dedim.
Bu sefer gerçeğin tamamını söylemek gerekli değildi.
“Bak gece adabını öğrenmişsin.”
Gülüyoruz.
Kapıyı açmadan önce başlığı tekrar sordu.
“Travesti Selin ile Moda’nın En Mahmur Saatinde Curcuna.”
Yüzüme baktı.
“Ben mahmur değilim ama.”
Bunu yazıda yaklaşık kaç kere söyledin biliyormusun dedim.
“Yetmemiş olabilir.”
Arabaya bindi.
Camı biraz indirdi.
“Bir dahaki sefere daha sakin gece yapalım.”
Tamam.
“Ama canlı müzik olan bir yer biliyorum, önce oraya uğrarız.”
Sakin gece fikri yaklaşık üç saniye dayanmıştı.
Araç hareket etti.
Moda’nın sokaklarında gerçekten ses azalmıştı.
Ama tamamen susmamıştı.
Bir yerden hala müzik geliyordu.
Birileri konuşuyordu.
Gecenin curcunası gitmiş değildi.
Sadece mahmurlaşmıştı.
